Fosfor, bitkiler için hayati öneme sahip bir elementtir ve özellikle kök gelişimi ile erken büyüme aşamalarında kritik rol oynar. Enerji transferi ve fotosentez gibi temel süreçleri destekler, böylece bitki besinleri daha verimli kullanabilir. Toprakta genellikle hareketli olmayan fosfor, bitkiler tarafından sınırlı alınabildiği için gübre ile takviye edilmesi verim ve kaliteyi artırır.
Fosfor eksikliğinde genç yapraklarda mor-kırmızı renklenme ve yaprak kınlarında koyulaşma görülür.
Toprakta fazlalığı çinko alımını engelleyebilir. Ayrıca su yollarına taşınması durumunda ötrifikasyon riski yaratır.
Fosfatların küçük bir kısmı magmatik kökenlidir; ancak büyük çoğunluğu sığ denizlerde yaşayan deniz mikroorganizmalarının çökelmesiyle oluşmuş sedimanter yapılı fosfat yataklarından gelir.
Toprakta bitkiye kullanılabilir fosforu tespit etmek zordur ve birçok analiz yöntemi bu nedenle geliştirilmiştir. Toprak örneğinde fosfor ölçümü yapılması en doğru değerlendirme şeklidir.
Fosforun yaklaşık %50’si organik formdadır. Organik madde mineralizasyonu fosfor akışını artırır. Kalsiyum gibi bağlama bölgelerinde yer değiştirerek fosforun kullanılabilirliğini yükseltir.
Killi topraklarda pozitif yüklü tabakalar fosfat iyonlarını bağlayarak hareketini azaltır. Kumlu topraklarda ise difüzyon daha hızlıdır.
Kuraklık demir oksidasyonunu artırır ve fosfor bağlanması artar. Düşük sıcaklık biyolojik aktiviteyi azaltarak fosforun kullanılabilirliğini düşürür. En iyi uygulama dönemi: kış sonu–ilkbahar başlangıcı.
Asidik topraklarda Al³⁺ ve Fe³⁺, alkali topraklarda ise Ca²⁺ fosforu bağlar. En ideal pH aralığı: 6–7.
Gübreyle verilen fosforun yalnızca yaklaşık %20’si bitki tarafından o yıl kullanılabilir. Kireçli topraklarda bu oran daha da düşer. Bitki ihtiyacına göre hassas dozlama verimi belirler.