BOR (B)

Bor, şüphesiz dünyada en çok bilinen ve en yaygın kullanılan eser elementtir; çünkü eksikliği bitkilerin büyümesini, verimliliğini ve hastalıklara karşı direncini olumsuz etkileyebilir. Yıllar süren tarım sonucunda topraklar yorulup tükenir ve özellikle hassas bitkiler için bor takviyesi gerekir. Bor, dikkatli ve kontrollü dozlarda uygulanmalıdır, çünkü fazlalığı da eksikliği kadar zararlıdır.

B

BİTKİ YAŞAMI İÇİN ÖNEMİ

METABOLİZMA

Bor, nitratın amino asitlere dönüşümünde rol alır ve bu sayede protein sentezine katkıda bulunur. Aynı zamanda hücre zarlarının kalınlığını ve dayanıklılığını artırarak bitki dokularının mekanik direncini güçlendirir.

BÜYÜME

Bor, karbonhidrat ve protein sentezinde kilit rol oynar; bitki hücre ve dokularının büyümesi için vazgeçilmezdir. Hücre bölünmesi, yeni doku oluşumu ve meristematik bölgelerin sağlıklı gelişimi için bor gereklidir.

VERİMLİLİK

Bor, üreme hücrelerinin (özellikle polen) oluşumunda görev alır ve bu nedenle çiçeklenme, döllenme ve tane bağlama süreçlerinde doğrudan etkilidir. Yeterli bor, bitkide daha iyi çiçek ve meyve tutumu sağlayarak verimliliğe katkı yapar.

ABSORPSİYON MEKANİZMALARI

Bitki, boru toprak çözeltisinden çözünebilir borik hidroksit formunda alır. Alım, bitkinin aldığı su miktarıyla orantılıdır; yani pasif bir alım söz konusudur. Bitki içinde borun taşınması sınırlı olduğundan, genellikle daha yaşlı yapraklarda daha fazla bor birikir ve yeni oluşan genç yapraklarda bor daha düşük düzeyde kalabilir.

ETKİLEŞİMLER VE ÖZEL ÖZELLİKLER

Borun bitki tarafından alınabilirliği; parseldeki değişebilir bor rezervine, mevsimsel ve iklimsel koşullara (özellikle yıkanmaya neden olan yüksek yağışlara) bağlıdır. Ayrıca toprak biyolojik aktivitesi ve bitkinin fizyolojik gereksinimi de bor ihtiyacını belirler.

Yetiştirilen ürünün çeşidi de bor alımı ve gereksinimi üzerinde etkilidir; bazı türler ve çeşitler bora daha duyarlı ve daha yüksek bor gereksinimine sahiptir.

TOPRAKTA BOR

Topraktaki doğal bor arzı, büyük ölçüde toprak tipine ve ana kayanın yapısına bağlıdır. Ana kaya magmatik kökenliyse bor içeriği genellikle çok düşüktür. Sedimanter kayalar ve bu kayaların oluştuğu deniz ortamları bor bakımından daha zengindir.

Potasyumlu gübrelerde olduğu gibi, bor da kil tabakaları tarafından tutulabilir ve toprak neminin dönemsel olarak değişmesiyle (ıslak–kuru döngüleri) tekrar toprak çözeltisine geçebilir.

Asidik topraklarda demir ve alüminyum iyonları, alkalin topraklarda ise kalsiyum boru bağlayarak bitkiye kullanılabilir formunu azaltabilir. Bu fizikokimyasal mekanizmalara ek olarak, organik materyallerin toprağa kazandırılması bor seviyesini doğal yoldan yeniler.

Organik gübre kullanımı olmayan tarla işletmelerinde, hasatla taşınan boru telafi etmek için mineral borlu gübre uygulamaları gerekir; aksi halde zamanla toprak bor rezervleri azalır.

DUYARLILIK TABLOSU & BELİRTİLER

Bitkilerde bor eksikliği; kloroz (sararma), deformasyonlar ve bitkinin belirli kısımlarında görülen nekrozlar (doku ölümü) şeklinde ortaya çıkar. Özellikle büyüme noktalarında ve genç dokularda şekil bozuklukları, çiçek ve meyve gelişiminde sorunlar görülebilir.

FAZLALIK & İHTİYAÇ

Borik asit güçlü bir bakterisittir. Bor talebi yüksek olan kolza (kanola) gibi ürünlerde bile, aşırı bor uygulamasından kaçınılmalıdır; çünkü bor fazlalığı verim üzerinde olumsuz etki yaratabilir ve toksisite belirtilerine yol açabilir.

KÖKEN & ÜRETİM

DOĞAL KÖKENLER

Bor, oldukça karmaşık bir jeolojik döngü sonucunda doğal olarak belirli bölgelerde yoğunlaşır; bu nedenle bor yatakları dünyada sınırlı sayıdadır. Bu süreç iki temel aşamada gerçekleşir:

1) İç kısımlarda çok uzun süreli bir çökelme, bu sırada bor, fumarollerden (gaz çıkışları) kaçan gazlarla birlikte konsantre olur.

2) Buharlaşmaya maruz kalan, kapalı ve ılık bir iç denizde yeniden çözünme ve yoğunlaşma yaşanır. Bu süreç sonunda bor, deniz tabanında kalsiyum veya sodyum borat şeklinde çökelir.

ÜRETİM SÜRECİ

Endüstriyel açıdan temel hedef, bitki besin maddesi olarak yüksek besleme etkinliği sağlayacak, doğru çözünürlük seviyesine sahip, kullanıma hazır bor ürünleri formüle etmektir.

LAT Nitrogen, bu amaçla iki üretim yöntemi kullanır:

• Birinci yöntem; boru asitle çözünür hale getirmek ve daha sonra, çok hızlı bozulmasını önlemek için bir organik molekül içine kompleksleyerek koruma altına almaktır.
• İkinci yöntem ise, boru yeterince ince boyuta kadar mikronize etmektir; böylece yapraktan uygulamada (yaprak gübrelemesi) bor parçacıkları yaprak yüzeyine nüfuz edebilir.

TEMEL ANAHTAR FAKTÖRLERİ

TOPRAK VE ORGANİK MADDE İÇERİĞİ

Toprakta bor ölçümünde, sıcak su ile ekstraksiyon yöntemi yaygın ve yerleşik bir yöntemdir. Aşağıdaki minimum sınırlar referans alınabilir:

  • Kireçli toprakta en az 0,8 ppm bor,
  • Nötr pH’lı toprakta en az 0,6 ppm bor,
  • Asidik toprakta en az 0,4 ppm bor

Çözünebilir borun önemli bir kısmı organik maddeden gelir. Organik madde miktarının düşük olması, toprak çözeltisinde bor bulunabilirliğini sınırlar. Organik madde oranının %1,8’in altında olması, bor eksikliği riski açısından kritik kabul edilir.

DOKU (TEKSTÜR)

Killi topraklarda kil, boru kompleksleyerek kil tabakalarında tutma eğilimindedir; ancak bu komplekslerden bor, gerekli koşullarda görece kolay şekilde tekrar toprak çözeltisine geçebilir. Buna karşılık kumlu topraklarda bor tutulmaz ve bu nedenle yıkanmaya çok daha açıktır.

İKLİM

Yağışlı dönemler borun yıkanmasını artırır; kuru dönemler ise borun çözünmesine engel olur. Bu yüzden kurak bölgelerde borun toprak çözeltisindeki kullanılabilirliği genellikle daha düşük, nemli bölgelerde ise yıkanma riski daha yüksektir.

pH

pH, borun bitki tarafından alınabilirliğini belirleyen en önemli faktörlerden biridir. Toprak pH’sı yükseldikçe borun alınabilirliği azalır ve eksiklikler daha sık görülür. pH 6,5’in üzerine çıktığında bor alımı belirgin şekilde düşer. Bu nedenle, kireçleme uygulamaları bor kullanılabilirliği üzerinde olumsuz etki yapabilir ve dikkatle planlanmalıdır.